yarın itibariyle 32+0 olacağız. yarın doktora gidip çalışabilir kağıdı alacağım. eğer bir aksilik olmazsa çalışabildiğim kadar çalışıp geri kalanını sonrasında kullanmak istiyorum iznimin. karnım gün geçtikçe büyüyor. artık örgü örmeyi bırakıp almış olduğum kitapları okumaya başlasam hiç fena olmayacak.
vucut ısım acayip yüksek birde havaların ısınmasıyla kısa kollulara geçiş yapmam gerekti. şimdiye kadar aldığım bluzlar hep uzun kollu olunca normalde giydiğim bluzlarda göbeğime yapışınca yeni şeyler alındı.
hamileliğin bu zamanlarında kalan hafta sayısına bakınca insanı heyecanlandırmaya yetiyor fakat haftayı aya dönüştürdünmü oooo daha çok var diyor insan rahatlıyor. gerçekten 32. haftada doğru verilmiş bir karar ağırlaşıyor ve daha fazla bir şey yapmak istemiyor insanın canı...ama doğum iznine baktığında çok az bir süre bunuda başına gelmeden anlamıyor insan oda ayrı bir konu.
duygularımda karmaşık bu aralar çok duygusalım. dizilere ağlıyorum. annem zaten değerliydi ama dahada bir değerli ve kıymetli oldu benim için, daha bir sakinim, daha bir umusamaz oldum bazı konuları, ama bazı konulardada daha bir hassasım. annemi yanımda istiyorum mesela, bazı sözler daha bir dokunur oldu.
ama uğraşacak, caba sarfedip, laf söyleyecek ne halim var, nede dermanım.
bahar geldi diyebiliriz. beni mutlu eden şeylerden biri havaların ısınması, günlerin uzaması.
bahçeyle uğraşmak, düzenlemek yani emek lazım. ama yapacak gücüm yok.
belki bir ara uğraşmak gelir düzenlerim. tabi umarım bu sene oğlumla bahçede oturabiliriz.
21 Mart 2012 Çarşamba
9 Mart 2012 Cuma
30 um tam 30
bugun tam 30+1 yani 31. hafta diye tabir ediliyor.
dün dr kontrolümüz vardı. kontrol sonucu ogluşumuz iyi tam 1.551 gr olmuş. maaşallah diyoruz.
bu süreç içerisinde her geçen insanın hissettikleri ve yaşadıkları değişkenmiş. her hamileninde öyle...bu aralar benim hissettiklerim, daha erken mi bilmiyorum ama şiştiğimi hissediyorum. akşama kadar işte olunca akşama ayaklarım ve bileklerim davul gibi oluyor. ellerimde şişiyor. baş ağrım vardı. bazen oluyor, bazen olmuyor. dün aile hekimi bacaklarımın şişliğini görünce ve o an tansiyonumda yüksek çıkınca preeklampsiden süphelenip beni çok korkuttu. ama idrarda protein sonucunu ve tekrar tansiyonumu ölçünce rahatladık. umarım böyle bir durum ile karşılaşmam. hatta kimse karşılaşmasın.
hamilelikde insan zaten çok tedirgin, korkak, endişeli oluyor.
yanıyorum. vucüt ısım çok yüksek , herkes kazakla oturuken kısa kollularla geziyorum çıplak ayak yere basmak istiyorum. geceleri tuvalete gitmelerim sıklaştı. kendimi daha yorgun hissediyorum. havaların düzelmesi ile yürüyüşlere başladım neyseki. çok uzun süre yapamasamda günde 30 dak. yürümeye çalışıyorum.
ilk zamanlar canım birşey istedimi üşenmeden kalkıp hemen yaparken, şimdilerde ne canım birşey istiyor, nede yapacak enerjim oluyor. artık işde zorlamaya başlıyor yavaş yavaş , yoruluyorum. bu hafta pazartesi servisin basamğı yüksek adım atamadımilk denememde, neyseki ikincide başardım.
çalışan anne olmak gerçekten zor sanırım. doğuma 1 ay kalaya kadar çalışırım diye düşünüyorum ama bilemiyorum inşallah bir aksilik olmazsa hedefim bu. bu koşullarda izine ayrılsam bile doğum sonrası izin çok az tam tamına doğum sonrası izin 3 ay oluyor. nasıl bırakılır bilmiyorum şimdilik o kısmını düşünmeyeyim diyorum.
bu arada kilolar aldı başını gidiyor. bana göre toplamda 13, doktora göre toplamda 15, umarım daha fazla almam, biraz tutabilirsem çikolatadan kesebilirsem, yürüyüşüde arttırabilirsem sanırım başarabilirim.
p.s: oğlum seni çok seviyoruz. sağlıkla kavuşacağımız, sağlıkla sakin, mutlu ,huzurlu, uyuduğun, gazsız günler için geri sayıyorum.
dün dr kontrolümüz vardı. kontrol sonucu ogluşumuz iyi tam 1.551 gr olmuş. maaşallah diyoruz.
bu süreç içerisinde her geçen insanın hissettikleri ve yaşadıkları değişkenmiş. her hamileninde öyle...bu aralar benim hissettiklerim, daha erken mi bilmiyorum ama şiştiğimi hissediyorum. akşama kadar işte olunca akşama ayaklarım ve bileklerim davul gibi oluyor. ellerimde şişiyor. baş ağrım vardı. bazen oluyor, bazen olmuyor. dün aile hekimi bacaklarımın şişliğini görünce ve o an tansiyonumda yüksek çıkınca preeklampsiden süphelenip beni çok korkuttu. ama idrarda protein sonucunu ve tekrar tansiyonumu ölçünce rahatladık. umarım böyle bir durum ile karşılaşmam. hatta kimse karşılaşmasın.
hamilelikde insan zaten çok tedirgin, korkak, endişeli oluyor.
yanıyorum. vucüt ısım çok yüksek , herkes kazakla oturuken kısa kollularla geziyorum çıplak ayak yere basmak istiyorum. geceleri tuvalete gitmelerim sıklaştı. kendimi daha yorgun hissediyorum. havaların düzelmesi ile yürüyüşlere başladım neyseki. çok uzun süre yapamasamda günde 30 dak. yürümeye çalışıyorum.
ilk zamanlar canım birşey istedimi üşenmeden kalkıp hemen yaparken, şimdilerde ne canım birşey istiyor, nede yapacak enerjim oluyor. artık işde zorlamaya başlıyor yavaş yavaş , yoruluyorum. bu hafta pazartesi servisin basamğı yüksek adım atamadımilk denememde, neyseki ikincide başardım.
çalışan anne olmak gerçekten zor sanırım. doğuma 1 ay kalaya kadar çalışırım diye düşünüyorum ama bilemiyorum inşallah bir aksilik olmazsa hedefim bu. bu koşullarda izine ayrılsam bile doğum sonrası izin çok az tam tamına doğum sonrası izin 3 ay oluyor. nasıl bırakılır bilmiyorum şimdilik o kısmını düşünmeyeyim diyorum.
bu arada kilolar aldı başını gidiyor. bana göre toplamda 13, doktora göre toplamda 15, umarım daha fazla almam, biraz tutabilirsem çikolatadan kesebilirsem, yürüyüşüde arttırabilirsem sanırım başarabilirim.
p.s: oğlum seni çok seviyoruz. sağlıkla kavuşacağımız, sağlıkla sakin, mutlu ,huzurlu, uyuduğun, gazsız günler için geri sayıyorum.
5 Mart 2012 Pazartesi
29.hafta 4 gün
günler geçerken, sana kavuşmaya az kalıyor diye seviniyor bir yanım. artık son 10 hafta. 10 hafta denildiğinde çok az bir süre gibi geliyor bana... ama 10 hafta 2,5 ay yapıyor dediğimde daha çok var gibi geliyor. gün geçdikçe dahada ağırlaşıyorum. ayaklarım şişmeye başladı iyice...
senin her hareketin beni bulutların üstünde gezindiriyor. geceleri uykularım azaldı, uyuyamıyorum. çabuk yoruluyorum. birşey yapmak gelmiyor içimden. sıcak basmaları başladı herkes kazakla otururken, ben kısa kollularla yanıyorum. birde her ne kadar dikkat etmeye çalışsamda kilo problemim baş gösterdi, ağırlaşmamda sanırım kilodan kaynaklanıyor. şimdiye kadar 13 kilo aldım. aslında bu kiloda tamamlamam gerekiyor, bir çok insan bu kiloda tamamlıyor. havalar soğuk ve karlı olduğundan yürüyüşde yapamıyordum. artık bundan sonra havalar düzelirse yürüyüş yapacağım. umarım bundan sonra az kilo alırım. max. 15 ile bitirmek istiyorum. çok iyimser bir yaklaşım sanırım.
süre yaklaşdıkça bir yanımıda korku kaplıyor. yeterli olabilecekmiyim. iyi bir anne olabilecekmiyim? hepsini bir kenara itip olumlu düşünmeye çalışıyorum. acemi anne olarak zorlanacağım kesin, umarım acemiliği çabuk üstümden atıp birbirimize hemen ve kolayca alışırız.
hastane çantasını hazırlamak için hastanede gerekli olanları yıkamaya başladık. herşey öyle ufakki, ve öyle güzellerki bakmaya doyamıyor insan.
sağlıkla gel bebeğim, sağlıkla kavuşalım zamanında ...
senin her hareketin beni bulutların üstünde gezindiriyor. geceleri uykularım azaldı, uyuyamıyorum. çabuk yoruluyorum. birşey yapmak gelmiyor içimden. sıcak basmaları başladı herkes kazakla otururken, ben kısa kollularla yanıyorum. birde her ne kadar dikkat etmeye çalışsamda kilo problemim baş gösterdi, ağırlaşmamda sanırım kilodan kaynaklanıyor. şimdiye kadar 13 kilo aldım. aslında bu kiloda tamamlamam gerekiyor, bir çok insan bu kiloda tamamlıyor. havalar soğuk ve karlı olduğundan yürüyüşde yapamıyordum. artık bundan sonra havalar düzelirse yürüyüş yapacağım. umarım bundan sonra az kilo alırım. max. 15 ile bitirmek istiyorum. çok iyimser bir yaklaşım sanırım.
süre yaklaşdıkça bir yanımıda korku kaplıyor. yeterli olabilecekmiyim. iyi bir anne olabilecekmiyim? hepsini bir kenara itip olumlu düşünmeye çalışıyorum. acemi anne olarak zorlanacağım kesin, umarım acemiliği çabuk üstümden atıp birbirimize hemen ve kolayca alışırız.
hastane çantasını hazırlamak için hastanede gerekli olanları yıkamaya başladık. herşey öyle ufakki, ve öyle güzellerki bakmaya doyamıyor insan.
sağlıkla gel bebeğim, sağlıkla kavuşalım zamanında ...
21 Şubat 2012 Salı
Beklemek
Zaman geçiyor bir yanım sana kavuşmak için sabirsizlaniyor,bir yanımda gittikçe artan hareketlerini hissettikce bugünlerin tadını çıkartmalıyım bugunleride özleyeceğim diyorum. Senin için herseyin en güzelini isteyen annen
15 Şubat 2012 Çarşamba
annemin değeri
zaman hızla geçiyor, hala aklımda sorular, kararsızlık. sanırım hayatımın hiç bir döneminde bu kadar kararsız kaldığım bir dönem olmamıştı. hep bir soru var kafamda...
geçmi kalıyorum, acelemi ediyorum acaba?
artık annemi daha bir iyi anlıyorum. bu süreç çok uzun bir dönem ama şunu şimdiden hissediyorum ki bu dönemi eminim çok özlicem.
hayat sanırım koca bir telaş, bizlerde o telaş ve koşturmacaya kapılıp anın tadını çıkartamıyoruz. şuan bu anın tadını çıkart diyorlar, ama kafamdaki cevap bulamadığım sorulardan, endişelerden ve korkulardan şimdide bu anın tadını çıkartamıyorum. oğlum sen anın tadını çıkart, ama anın tadını çıkartırkende sorumluluklarının farkında ve bilincinde ol. sanırım herşey zamanı iyi kullanıp değerlendirebilme ve duygu kontrolü ile mümkün. umarım bu özelliklere sahip olursun.
ayrıca daha öncede yazdım, belki okurken sıkılabilirsin ama şunu bilmelisin ki ne annen, ne baban, nede bu ülkede büyük bir çoğunluk severek, isteyerek, mutlu olarak çalıştığı, memnun olduğu mesleğe nede işe sahip değil. işte bu yüzden belkide erken yaşlarda kendini iyi tanıyıp, ne istediğini iyi bilip, ona göre bir seçim yapabilmek önemli hayatta... maalesef ki seni mutlu edecek işin aynı zamanda sana iyi bir yaşam kalitesi ve standardı sağlamasıda bir o kadar önemli işte bu yüzden umarım o kararı verirken o bilince sahip olursun ve doğru kararlar verirsin oğlum.
şimdilerde yavaş yavaş seninle iletişime geçiyoruz. sana yeterli konforu sunabiliyormuyum bilmiyorum ama sağlamak için elimden geleni yapıyorum. öyle garip ki düşününce şuan seninle her yere gidebiliyoruz. seni gittiğim heryere götürebiliyorum. benimle bir çok olaya şahit oluyorsun. iyi veya kötü...ama sanırım şuan senin için en korunaklı yerdesin, belkide dünyanın en huzurlu, en rahat, en keyifli yerindesin. en azından bana öyle geliyor. böyle düşünmememin nedeni ise daha sonrasında belki istesemde heryere seninle gidemeyecek olmam, seni herşeyden korumak istesemde koruyamayacak olmamın bende yarattığı endişe, bu endişenin yanında kendi kendini koruyabilecek düzeye gelebilmen için gereken bir çok yaşanılası duygu, tecrübenin var olması... her zaman yanında olup seni koruyamam, hayat bazen çok keyifli, bazen zor, bazen acımasız, ama ben her anne gibi evladı için herşeyin en iyisi en güzelini istiyorum. hayat seni yıpratmasın, kırmasın, üzmesin, sende kırma, üzme...bütün güzel duygular hep seninle olsun canım oğlum.
eskiden hep anne olunca sende anlarsın derlerdi, ileride belkide bende sana diyeceğim, baba olunca anlarsın: ama bu duygular öyle farklıymışki, anlatmaya çalışsamda ne kadar anlatabiliyorum bilmiyorum.
içimdeki minik kıpırdanışlarını hissetmek öyle güzel ki...öyle büyük bir sevgi büyütüyorumki içimde sana karşı sanırım karşılıksız, beklentisiz, sonsuz, bitmek tükenmek bilmeyen bir sevgi...korkularımda var. aklıma getirmek istemediğim. sağlıkla kavuşalımda zamanında ve sağlıkla hep beraber yürüyelim, büyüyelim, yaşayalım annecim.
p.S: bu ayı sanırım kilo almadan kapatmış olacağım. ilk aylarda almış olduğum fazla kilolar düşünüldüğünde inşallah önümüzdeki ayıda aynı şekilde kapatırsam mutlu olacağım. bu hafta 27. haftada karnım iyice mideme dayandı sanırım. mideme baskı hissediyorum. artık ayakkabılarımı bağlamakda zorlanıyorum. yere eğilmekde zorlanıyorum.
geçmi kalıyorum, acelemi ediyorum acaba?
artık annemi daha bir iyi anlıyorum. bu süreç çok uzun bir dönem ama şunu şimdiden hissediyorum ki bu dönemi eminim çok özlicem.
hayat sanırım koca bir telaş, bizlerde o telaş ve koşturmacaya kapılıp anın tadını çıkartamıyoruz. şuan bu anın tadını çıkart diyorlar, ama kafamdaki cevap bulamadığım sorulardan, endişelerden ve korkulardan şimdide bu anın tadını çıkartamıyorum. oğlum sen anın tadını çıkart, ama anın tadını çıkartırkende sorumluluklarının farkında ve bilincinde ol. sanırım herşey zamanı iyi kullanıp değerlendirebilme ve duygu kontrolü ile mümkün. umarım bu özelliklere sahip olursun.
ayrıca daha öncede yazdım, belki okurken sıkılabilirsin ama şunu bilmelisin ki ne annen, ne baban, nede bu ülkede büyük bir çoğunluk severek, isteyerek, mutlu olarak çalıştığı, memnun olduğu mesleğe nede işe sahip değil. işte bu yüzden belkide erken yaşlarda kendini iyi tanıyıp, ne istediğini iyi bilip, ona göre bir seçim yapabilmek önemli hayatta... maalesef ki seni mutlu edecek işin aynı zamanda sana iyi bir yaşam kalitesi ve standardı sağlamasıda bir o kadar önemli işte bu yüzden umarım o kararı verirken o bilince sahip olursun ve doğru kararlar verirsin oğlum.
şimdilerde yavaş yavaş seninle iletişime geçiyoruz. sana yeterli konforu sunabiliyormuyum bilmiyorum ama sağlamak için elimden geleni yapıyorum. öyle garip ki düşününce şuan seninle her yere gidebiliyoruz. seni gittiğim heryere götürebiliyorum. benimle bir çok olaya şahit oluyorsun. iyi veya kötü...ama sanırım şuan senin için en korunaklı yerdesin, belkide dünyanın en huzurlu, en rahat, en keyifli yerindesin. en azından bana öyle geliyor. böyle düşünmememin nedeni ise daha sonrasında belki istesemde heryere seninle gidemeyecek olmam, seni herşeyden korumak istesemde koruyamayacak olmamın bende yarattığı endişe, bu endişenin yanında kendi kendini koruyabilecek düzeye gelebilmen için gereken bir çok yaşanılası duygu, tecrübenin var olması... her zaman yanında olup seni koruyamam, hayat bazen çok keyifli, bazen zor, bazen acımasız, ama ben her anne gibi evladı için herşeyin en iyisi en güzelini istiyorum. hayat seni yıpratmasın, kırmasın, üzmesin, sende kırma, üzme...bütün güzel duygular hep seninle olsun canım oğlum.
eskiden hep anne olunca sende anlarsın derlerdi, ileride belkide bende sana diyeceğim, baba olunca anlarsın: ama bu duygular öyle farklıymışki, anlatmaya çalışsamda ne kadar anlatabiliyorum bilmiyorum.
içimdeki minik kıpırdanışlarını hissetmek öyle güzel ki...öyle büyük bir sevgi büyütüyorumki içimde sana karşı sanırım karşılıksız, beklentisiz, sonsuz, bitmek tükenmek bilmeyen bir sevgi...korkularımda var. aklıma getirmek istemediğim. sağlıkla kavuşalımda zamanında ve sağlıkla hep beraber yürüyelim, büyüyelim, yaşayalım annecim.
p.S: bu ayı sanırım kilo almadan kapatmış olacağım. ilk aylarda almış olduğum fazla kilolar düşünüldüğünde inşallah önümüzdeki ayıda aynı şekilde kapatırsam mutlu olacağım. bu hafta 27. haftada karnım iyice mideme dayandı sanırım. mideme baskı hissediyorum. artık ayakkabılarımı bağlamakda zorlanıyorum. yere eğilmekde zorlanıyorum.
8 Şubat 2012 Çarşamba
26.haftayı bitiriken
26 haftayı geride bıraksamda kafamda hala sorular var. bu kadar zaman geçmesine ragmen hala hangi hafta hangi ay bunu anlamış değilim. ben 26. haftayı bitiriyorum derken ve nettende 26 hafta bitip 27. haftaya giriyorsun derken doktorum hayır 26+1 gibi şeyler söylüyor. yani soranlara hangisini desem bir türlü bilemiyorum artık o an aklıma ne geliyorsa onu söylüyorum.
işte malumunuz 26. haftada göbeğim.
bu hafta vücuttaki değişimler göbeğimiz dahada büyüdü. 2 gündür baş ağrısı çekiyorum. hatta hayatımın hiçbir döneminde çekmediğim kadar çok. sürekli bir baş ağrısı, sanırım ayaklarım şişmeye başladı bugun giydiğim çizmem rahatsız etmeye başladı şişkinlikten, hamile iken çalışmak gerçekten zor belki zaman daha çabuk geçiyor ama artık belli bir zamandan sonra işe gelmek istemiyor insan ve uyumak istiyorum. 3. üç aylık evreye girmiş bulunuyoruz. 26.hafta itibariyle bu dönemde yorgunluk normalmiş. hamileliğin en aktif dönemi olan 2. üç aylık dönemdeki enerjim kalmadı. bilmiyorum belkide bu baş ağrısı ve bacak ağrılarından kaynaklanıyor. bu haftalarda kan basıncı nedeniyle tansiyonda yükselmeler yaşanıyormuş. tansiyon yükselmeside baş ağrısına neden olabilirmiş.
kağan kocatepe'nin sayfasındaki bu haftaya dair yazıdaki bu bölüm çok hoşuma gitti "bebeğin yüklenmesi %66 tamamlandı ve kalan tahmini süre 13 hafta".
bu haftanın en güzel haberi annem ve babamlar geldi. anneannesi oğlumla tanıştı. hazır annemde gelmişken ve şu ağırlaşma dönemim iyice artmadan oğlumuzun oda işi halledelim dedik. zaman olarak erken mi? geç mi bilemem ama bence zamanlama olarak ideal bir zaman. oğlumun odası dün geldi. evimizdeki yerlerini aldı. şimdilik boya kokusunun geçmesi için havalanıyorlar. sanırım en zevkli kısmı yerleştirmesi olacak. allahım sağlıkla, mutlu, huzurlu, bol uykulu, uslu, sakin günlerde kullanmayı nasip etsinde en önemlisi bu.
cuma günü şeker yüklemesi yapılacak, haftayada dr kontrolumuz var.
hepinize, hepimize sağlıklı mutlu günler.
p.S: oğlum seni çok seviyorum.
2 Şubat 2012 Perşembe
bebeğim için
okadar çok şey yapmak istiyorum ki liste uzayıp gidiyor. bazen diyoorum ki keşke evde olsamda sadece böyle şeylerle uğraşsam çünkü işe gelince aklım evde kalıyor...işte size yapmak istediklerimden bir kaç örnek
p.S: fotolar etsy'den almak isterseniz hazırı orada satılmaktadır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







